Ana Sayfa » Sözlük » Cami Nedir? Cami Ne Demektir? Anlamı

Cami Nedir? Cami Ne Demektir? Anlamı

Sponsorlu Bağlantılar

Özet: “Cami Nedir? Cami Ne Demektir? Anlamı” başlıklı yazımızda Cami nedir, Cami ne demektir, Cami kelimesinin tanımı, Cami kelimesinin eş anlamlısı, Cami kelimesinin ingilizce karşılıkları, Cami ile ilgili atasözleri ve deyimler ve Cami hakkında detaylı bilgileri bulacaksınız.

Cami Tanımı

Cami kelimesi Arapça kökenli bir kelimedir ve Cami kelimesinin anlamı Türk Dil Kurumu (TDK) sözlüğünde aşağıdaki şekildedir;

1. isim, din b. (***) Müslümanların ibadet etmek için toplandıkları yer
Caminin cümle kapısının hemen sol yanında eski bir çeşme vardı.” – A. Kutlu

Cami Eş Anlamlısı ve Zıt Anlamlısı

Cami kelimesini eş anlamlı karşılığı aşağıdaki gibidir;

  • Cami kelimesinin eş anlamlı karşılığı bulunmamaktadır.

Cami kelimesini zıt anlamlı karşılığı aşağıdaki gibidir;

  • Cami kelimesinin zıt anlamlı karşılığı bulunmamaktadır.

cami

Cami İle İlgili Atasözleri ve Deyimler

Cami kelimesi ile ilgili atasözü ve deyimler aşağıdaki gibidir;

  • § cami ne kadar büyük olsa imam gene bildiğini okur
    bir yetkili kimse, çevresindekilerin düşüncesi ne olursa olsun kendi istediğini yapmaya çalışır.
    Atasözü

     

  • § cami olmak
    toplamak, bir araya getirmek, bir arada bulundurmak: “Umumi kütüphane, ilmin, edebiyatın her şubesine ait kitapları cami olmak lazım gelir.” -Z. Gökalp.
    Deyim

     

  • § cami yıkılmış ama mihrabı yerinde
    “yaşlandığı hâlde güzelliği bozulmamış (kadın)” anlamında kullanılan bir söz.
    Deyim

     

  • § caminin (mescidin) mumunu yiyen kedinin gözü kör olur
    kendisini yetiştiren kimsenin malına hıyanet eden, el uzatan kimse cezasını bulur.
    Atasözü

     

  • § eceli gelen (yaklaşan) köpek cami (mescit) duvarına (avlusuna) siyer (işer)
    herkesin üzerine titrediği, kutsal saydığı şeyi kötüleyen, bozan kimse mutlaka kötü bir sonuçla karşılaşır.
    Atasözü

     

  • § efradını cami, ağyarını mâni
    “ne eksik ne fazla, eksiği artığı olmayan” anlamında kullanılan bir söz.
    Deyim

     

  • § iki cami arasında kalmış beynamaz
    iki yoldan hangisini tutacağını şaşırmış kimse.
    Deyim

     

  • § itin ölümü gelirse cami duvarına işer
    herkesin üzerine titrediği, kutsal saydığı şeyi kötüleyen, bozan kimse mutlaka kötü bir sonuçla karşılaşır.
    Atasözü

Cami İle İlgili Birleşik Sözler

Cami kelimesi ile ilgili birleşik sözler aşağıdaki gibidir;

  • selatin camisi

Cami İngilizcesi

Cami kelimesinin İngilizce karşılıkları ise aşağıdaki gibidir

  • Cami – mosque

Cami Hakkında Detaylı Bilgi

Cami, İslam’da bir ibadet mekanı. Genellikle minaresiz küçük camilere veya bazı kurum ve kuruluşlarda ibadet için ayrılmış ufak mekanlara mescit denir. Camiler her ülkede değişik göz alıcı mimari tarzlar ve süslemelerle inşa edilirler.

Kur’anda ibadethane adı olarak cami terimi geçmez ancak “secde yapılan yer” anlamındaki mescit kavramı kullanılır. Kur’an’da mescidlerin imarı ve onarımı üzerine olan Tevbe suresinin 18. ayeti ve Muhammed’in cemaatle namazı ve hayratı öven hadislerini temel alan İslam dini mimarisi ilk mabet Kabe ile ve ilk mescit olan Kuba Mescidi ile başlamış, Mescid-i Nebevi ve benzerleriyle devam ederek yayılmış ve günümüze kadar gelmiştir.

Etimoloji

“Cami” Türkçeye Arapçadan geçen bir sözcüktür. Cem’ “Toplanma, bir araya gelme” kökünden gelen cami, “toplayan, bir araya getiren” demektir. Sözcük önceleri “cuma namazı mescidi” anlamında kullanılıyordu.

Cami sözcüğü, tamlamalarda camisi veya camii şeklinde, ismin “i” halindeyken camiyi şeklinde kullanılır: Osmanlıda sultanlar adına yaptırılan büyük camilere selatin camileri denir.

Ayrıca herhangi bir alanda ibadet etmeye yarayan, boş ve imarsız mekanlara namazgah denir.

Mescit Arapçada secde edilen yer demektir. İspanya’da yaşayan İslam uygarlığı Endülüslerden miras kalan ve İspanyolcada cami demek olan ‘mezquita’ sözcüğü Arapça ‘mescid’den gelişmiştir. İngilizcede de bundan dolayı camiye ‘mosque’ denmektedir. Zaman içinde dini mimarilerde küçüklere mescit, büyüklere cami denilmiştir.

Câmi sözcüğü, aynı zamanda İslam’da Allah’ın 99 isminden birisidir.

Cami Özelikleri

Camilerin esas cami ve avlu gibi iki bölümü vardır. Esas cami; mihrap, minber, vaiz kürsüsü ve dikdörtgen oylumun üzerini örten kubbe ve yan kubbelerden meydana gelir. Minareler esas camiin dış duvarlarına ya da iç avlu duvarlarına bağlanmıştır. Son cemaat yeri esas caminin giriş kapısı olan yüzünde bulunur.

Emeviler döneminde Şam Ümeyye Camii, Kayravan Camii; Abbasiler döneminde Samerra Camii; Tolunoğulları döneminde Tolunoğlu Camii; Fatımiler dönemindeEl-Ezher Camii; Endülüs’te Kurtuba Camii; Selçuklular zamanında Ulu camiler; Osmanlılarda selatin camileri dikkat çeken yapılardır. Büyük camiler, etrafında medrese, mektep, aşhane, hastane gibi yapılarla birer imaret (külliye)dir.

“Çok sayıda küçük kubbe içeren Osmanlı camilerinin merkezcil yerleşim düzeni ve piramit biçimli kütlesi, en azından form olarak, bir Uygur resminde tasvir edilen gök tapınağından yola çıkılarak oluşturulmuş ve 8.-10. yüzyıllarda Kökşibagan’da cami mimarisine uygulanmış gibi görünmektedir. Aya Sofya örneğinin önemli teknik özellikler ortaya koyduğuna hiç şüphe yoktur. Ancak çok kubbeli Osmanlı camilerinde estetik özellik olarak, her biri yüksek bir ayak üzerinde duran dört kubbeli Bizans kilisesinin çoğul görüntüsüne değil, Kökşibagan’da erişilen ahenge öykünme vardır. Gerçekten de merkezcil haçvari eksenli plân, Osmanlı dervişlerinin felekleri, belki de vahdet-i vücud anlayışla evrensel ahengin grafik simgesi haline gelmiş ve derviş taçlarının üst kısmında resmedilmiştir.” (Esin, sy.114)

“8. yüzyılda, İslam’ın zaferinin ardından bu Türk meliki kentini (Buhara) terk etti, kent sakinleri İslam dinine geçti ve bir mescit inşa ettiler. 8. ya da 11. yüzyıla tarihlendirilen bu mescit, hem Uygur kozmogrofik resim sanatına hem de piramit biçiminde düzenlenmiş dokuz kubbeli Oğuz hükümdar ikametgâhına benzemesi nedeniyle, inşasında daha eski gök tapınaklarından esinlenilmiş olabilir. Ne var ki, Müslümanlıkta cemaatle birlikte yapılan ibadette geniş bir alana ihtiyaç duyulması yüzünden hücreler arasındaki duvarlar kaldırıldı ve sütunlar kubbelerin ağırlığını taşıyacak biçimde yapıldı. Böylece piramit düzenindeki çok kubbeli Türk kapalı mescitlerinin ilk örneği geliştirilmiş gibi görünüyor.” (Esin, 122) Selçuklularda sahın kargir ayaklar ve sütunlarla, çok kubbeli örtülüydü. Osmanlılarda ise dört kalın fil ayağına oturan ana kubbeli camiye geçilmiştir. Türkler bir yeri fethettikten sonra önce toplumun bütün ihtiyaçlarını karşılayacak bütüncül binalar yaparlardı. İmaret kültürü denilen bu olgu, İslam kültürünün temelidir.

Cami Mühendisliği

Camilerde kullanılan ana malzeme taş, tuğla, demir, ağaç, toprak, mozaik, kiremit, somaki, kum, kireç, alçı, horasan, kereste, çivi, pirinç, bakır, kurşun, çinko, mermer, cam, çini, altın, gümüştür. Topraktan yapılana kerpiç, taş-tuğla olana kargir, ağaçtan olana ahşap, yarı ahşap yarı kargir olana nimkargir denir. Kargir yapılarda yontma, kesme küfeki taşı kullanılmıştır. Yapı ustalarının her biri ayrı bölümlerde çalışır: Rençber, lağımcı, hamamcı, doğramacı, sıvacı, camcı, tüfenkçi, çilingir, hamal, kâtip, haseki, harbeci, mutemed, kapıcı, yeniçeri katibi, duvarcı, kemerci, kubbeci, minareci, neccar, dülger, çinici, nakkaş, oymacı, sütuncu, senktraş. Osmanlı’da ilk dönem camilerde tuğla kullanılmış, fetihten sonra kesmetaş yaygınlaşmış, tuğlalar kubbe, kemer ve hatıllarda yer almıştır.

Bir cami inşaatı büyük bir camide şu seyri izlerdi: Mimarlar, caminin planını çizer, ölçüleri çıkarır ve çamur veya tahta bir maketini çıkarıp padişaha sunardı. (Arseven, 1955: 747vd.)

Bu plana göre cami şu kısımlardan meydana geliyordu: Dış avlu (harim), duvarlar, iç avlu (harem), döşemeler, sahın (cami iç meydanı), kürsü, mihrap, minber, mahfiller, mükebbire, son cemaat yeri, kubbeler, kemerler, kasnak, minare, şadırvan, muvakkithane, imam ve müezzin odaları, musalla taşı, hela, kapılar ve pencereler, sütunlar, sofalar, ışıklandırma, şamdanlar, avizeler, kandiller, dolap ve çekmeceler, ayakkabılıklar, halılar, hat levhaları, saatler, bahçe ve ağaçlandırma, türbe, hazire.

Binanın nerede yapılacağı, zemin ve çevreyle uyumuna dikkat edilirdi. Anıt eserlerin şehre yerleştirilmesi bir plana göreydi. Cephe, yer, simetriklik, vezin ve ritim hesaplanırdı. Cami avlularına yine en uyumlu şekilde ve mükemmel bir ahenkle ağaç dikilmesi ve çevrenin yeşillendirilmesi önemliydi. Yapı külliye ise, bütün cami, medrese, aşevi, mektep, çarşı planları çıkarılırdı. Mimarlar, ısı, ses ve ışık düzenini, havadarlık ve iç süslemeleri ayrıntılarıyla çıkarırdı. Temel atmaya çok önem verilir, uğurlu bir günde, eşref saatinde hafriyata başlanır ve temel atılırdı. Devlet yöneticileri hazır bulunur, temele altın atılırdı. Dualarla temel atılırken, mimara, bina eminine, bina kalfasına hilat giydirilir, kurbanlar kesilirdi. Temel çukuru açılıp, kazıklar çakılır, aralara kemer örülür, aralarda su biriktirilir ve köprülük od taşı döşenir. İşçiler paydosla evlerine gider, nöbetçiler kalır. İnşaatta hiç kimse zulümle çalıştırılmaz, herkese hakkı verilir. Yalnız, malzemeden çalanlar şiddetle cezalandırılır. Çiniler İznik ve Kütahya’dan, keresteler Karadeniz’den, mermer Marmara adasından, kesmetaşlar Bakırköy’den, çivi İzmit’ten gelir. Bütün malzemeler yerlidir.

Taş taşımada, sütun kaldırma ve indirmede sırık hamalları kullanılır. Zemin sathının 4 arşın altından satha kadar köprülük od taşı döşendikten sonra, duvarların inşasına geçilir. Genellikle zeminlekubbe arası büyük camide en az 50 zira’dır. Kubbe, kemer, duvar bağlamalarında demir civatalar kullanılır. Sütunlar mermer olup dışardan getirilir. Duvar taşları, demir kenetlerle birbirine bağlıdır. Kenetler beş kileden birbuçuk okkaya kadar ağırlıktadır. Taşların arasına kalın demir çiviler, yani zıvana denilen çubuklar sokulur, kurşun dökülür. Sütun başlıklarının altında kurşun levha zıvanalarla raptedilir.

Binanın her yanı içten ve dıştan kereste iskelelerle kuşatılır. Cümle kapıları önündeki döşemeye aşınmayı önlemek için porfir taşı konulur. Direk, kemer, kazık, çerçeve işlerinde çıralı çam; kapı ve kanatlarda ceviz, şimşir, meşe, elma kerestesi kullanılır. Tuğlalar Fatih devrinde 4,5x28x28 ölçülerindeydi. Hatıl tuğlaları ise 3 cm’dir. Kiremitlerin boyu 18 parmak, ağırlığı 460 dirhemdir. Kum, kireç ve horasandan yapılan harç zenbille taşınır. Çinilerde alçı harcı, sıvalarda kıtıklı (keten elyafı) harç kullanılır. Neme müsait duvarlarda koyun yünü, yumurta akı katılır. Örümceklerin ağ kurmaması için devekuşu yumurtası harca katılır.

İnşaatta kullanılan ölçüler: Başparmak ucundan boğuma kadar olan ölçüye boğum; başparmağın yanlamasına kalınlığına parmak denirdi. 1 arşın 60 parmaktı. I. Ahmet zamanında 1 zira 24 parmak oldu, boğuma parmak denildi. 1 parmak 10 iplikti. Amme ziraı 100 eski parmak ve bu da 32 kerah idi

Türkiye’de Camiler

Türkiye’de 83.574 ibadete açık cami bulunmaktadır. 2011 nüfus verilerine göre Türkiye’de 37.532.454’ü erkek olmak üzere toplam 74.724.269 kişi yaşamaktadır. 9 yaşından büyük erkeklerin sayısı ise 31.225.097’dir. Ülkedeki vatandaşların %96.6’sı müslümandır. Bu verilere göre Türkiye’de 9 yaşından büyük 30.163.444 müslüman erkek yaşamaktadır. Her 361 müslüman erkeğe bir cami düşmektedir. İbadethane olarak Cemevi’ni kullanan yaklaşık 3.2 milyon alevi çıkarıldığında ise her 323 alevi olmayan müslüman erkeğe bir cami düşmektedir.

Sponsorlu Bağlantılar



"Cami Nedir? Cami Ne Demektir? Anlamı" İle İlgili Benzer Yazılar

Yorumlar (1)

  1. öykü diyor ki:

    bu vikipedi cok uzun

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


bir + = 4

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>