Ana Sayfa » Sözlük » NATO Nedir? NATO Ne Demektir? Anlamı

NATO Nedir? NATO Ne Demektir? Anlamı

Sponsorlu Bağlantılar

Özet: “NATO Nedir? NATO Ne Demektir? Anlamı” başlıklı yazımızda NATO nedir, NATO ne demektir, NATO kelimesinin tanımı, NATO askeri yapısı, NATO  değişmeyen kuralları, NATO komutanlıkları, Türkiye’nin NATO üyeliği, Türkiye’deki NATO üsleri gibi NATO hakkında detaylı bilgileri bulacaksınız.

NATO Tanımı

NATO (İngilizce resmi: North Atlantic Treaty Organization, Fransızca resmi: Organisation du Traité de l’Atlantique Nord ve Türkçe resmî:Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’nün kısaltması), resmen açıklanmasa da II. Dünya Savaşı sonrası oluşan politik ayrımda, İngiliz Lord Ismay’ın deyişi ile “Rusya’yı dışarıda, Almanya’yı alaşağı edilmiş hâlde ve ABD’yi içeride” tutmak için kurulmuştur. Yani amaç salt SSCB’ye karşı güvenlik değil, aynı zamanda Avrupa’nın güvenliği için ABD’nin katkısını sağlamak, Almanya’nın yeniden silahlandırılmasını bölgeye tehdit oluşturmadan gerçekleştirmektir. Soğuk Savaş döneminde Batı İttifakı olarak da bilinirdi. Çünkü o dönemde ABD kongresi ve kamuoyu ülkenin Avrupa ülkeleri arasındaki ilişkilere karışmasını istemiyordu.

nato

4 Nisan 1949’da Washington Antlaşması ile kurulan NATO bir kollektif savunma örgütü olarak bilinmektedir. Kurucu antlaşmanın özellikle üçüncü, dördüncü ve beşinci maddeleri önemlidir. Bu maddelerle üye ülkeler, ortak savunma için yeteneklerini geliştirmeye, herhangi bir üyenin toprak bütünlüğü, siyasî bağımsızlık ve güvenliği tehlikede olduğunda bir araya gelmeyi ve herhangi birine saldırıldığında bu saldırıya hepsine karşı yapılmış bir saldırı olarak kabul etmeyi taahhüt etmişlerdir. Bu çerçevede belki de en önemli ve tartışmalı madde, NATO’nun görev sahasını belirleyen 6. maddedir. Literatürde “alan-dışılık” kavramıyla anılan bu düzenlemeye göre, NATO sadece sınırları antlaşmada açıkça tarif edilen Kuzey Atlantik bölgesinde meydana gelen saldırılara karşı işlevseldir. Soğuk Savaş’ın sona ermesinden sonra “esnek yorum” yöntemiyle içeriği genişletilen bu madde, özellikle Afganistan müdahalesiyle tamamen işlevsiz kılınmıştır.

NATO’nun kuruluşuna karşı, SSCB ve Doğu Bloğu ülkeleri kendi savunma durumlarını gözden geçirmişler ve 1955’te Federal Almanya’nın NATO’ya alınması üzerine de Varşova Paktı’nı kurmuşlardır. Böylece Soğuk Savaş olarak anılan ve 1991’de Varşova Paktı’nın kendini lağvetmesine kadar süren kutuplaşma da iyice belirginleşmiştir. Türkiye ve Yunanistan 1952 yılında eş zamanlı olarak NATO’ya kabul edilmiştir.

Sadece demokrasi ile yönetilen Avrupa ve Kuzey Amerika ülkelerinin bulunduğu bu ittifaka, İspanya, Franko diktatörlüğü yıkıldıktan sonra, 1982 yılında katılmıştır. Avrupa güvenliğinde ABD’nin bu denli etkili olmasına karşı çıkan De Gaulle döneminde NATO’nun askeri kanadından çekilen Fransa, Sarkozy dönemiyle birlikte NATO’yla ilişkilerini tekrar geliştirmeyi en önemli dış politika önceliklerinden birisi yapmıştır. NATO’nun etkinliği dış güvenlik ile sınırlı kalmamıştır. 1950’li yıllarda İtalya’dan başlayarak NATO ülkelerinde gizli özel harekat daireleri kurulmuştur. Gladio adı ile anılan bu birimler ülkelerdeki devrimci sol hareketler başta olmak üzere her tür muhalefete karşı bir önlem olarak oluşturulmuştur. Bu birimler aynı zamanda derin devlet kavramının da ortaya çıkmasında büyük rol oynamıştır. Pek çok ülkede daha sonra bu birimler ortaya çıkarılarak sorumluları yargılandıysa da, Türkiye dahil çoğu ülke bu süreci henüz yaşamamıştır. NATO, Soğuk Savaş sonrası Gladiokurumlarının dağıtıldığını iddia etse de, bu birimlerin şu anki durumu hakkında kesin bir bilgi bulunmamaktadır. SSCB ve Doğu Bloğu’nun dağılması ve Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle varlığı ve amaçları tartışma konusu olan NATO, kendine yeni hedefler ve görev sahaları edinmiştir.

Bu çerçevede 1990’lar boyunca çeşitli dönüşümler geçiren NATO, 11 Eylül saldırılarını takiben iyice belirginleştiği üzere uluslararası terörle mücadeleyi ana hedef olarak belirlemiştir. Diğer yandan, doğal afetlere müdahalede harekete geçirilmesi de 2005 yılında art arda gelen doğal afetler sonucunda gündeme gelmiştir. Üst düzey uluslararası zirvelerin ve uluslararası spor etkinliklerinin güvenliğinin sağlanması gibi farklı faaliyetlerde de bulunmaya başlayan NATO, “insani müdahale” olarak adlandırılan kimi askeri harekatlarda da bulunmaktadır. Yugoslav savaşları, NATO üyesi ülkelerin ayrılıkçı Hırvatlara, Boşnaklara ve Arnavutlara sunduğu açık siyasi ve askeri destekle, Yugoslavya devletinin yıkılışıyla sonuçlandı. İlk kapsamlı NATO askeri harekatları olan Kararlı Güç ve Müttefik Gücü harekatları sonrası ise, eski Yugoslavya topraklarında, NATO askeri üsleri kuruldu.

Özellikle Gladio birimlerinin teker teker ortaya çıkması ve ABD’nin Irak ve Afganistan işgallerinde oynadığı rol, NATO’ya ciddi eleştiriler yöneltilmesine sebep olmuştur. Ayrıca, BM kararlarının NATO’ya herhangi bir etkisinin olmadığı görüldükten sonra, pek çok grup NATO’ya karşı muhalefeti artırmıştır. NATO’nun geleceği konusunda tartışmalar hala devam etmektedir.

Askeri Yapı

Teşkilatın askeri yapısı, üye ülkelerin Genelkurmay başkanlarından veya onlar adına daimi görev yapan temsilci askeri personelden oluşur. Konseye karşı sorumlu olan Askeri Komite, ittifakın en üst düzeydeki askerî merciidir. Konseye ve Savunma ve Planlama Komitesi’ne askeri konularda bilgi sağlayan ve önerilerde bulunan Askeri Komite, iki büyük Nato Komutanlığına direktif verebilmektedir.

NATO’da Değişmeyen Prensipler

  • İttifak, savunma amaçlıdır.
  • Caydırma için yeterli bir gücü muhafaza etmek esastır.
  • Üyelerin toprak bütünlüğü ve bağımsızlığı garanti edilerek dünya barışına katkı devam ettirilir.
  • Üye ülkelerden birine yapılan tecavüz, tamamına yapılmış kabul edilir. (5. madde)
  • İttifak, Avrupa’da ABD’nin konvansiyonel ve nükleer askeri varlığını zaruri sayar.
  • NATO Savunmasının kolektif tabiatı, işbirliğine ve bütünleşmesine istinat eder.
  • Nükleer silahlarda sıfır çözüme ulaşıncaya kadar, konvansiyonel ve nükleer silahların uygun bir birleşimini kullanmaya devamı zorunlu görür. Nükleer silahların amacı siyasi olup, ittifakın güvenliğinin en önemli garantisidir. Bu kuvvetler savaşı ve dengeyi korumak için asgari düzeyde tutulur.

NATO’ya Göre Tehdit Değerlendirmesi

Doğu Bloku’nun dağılmasından sonra NATO’nun geleneksel tehdit değerlendirmesi sona ermiştir. Bunun yerini emperyalizmin tam olarak nüfuz edemediği ulusal devletler alır. Buna göre; 1990’lı yıllardan itibaren NATO için esas risk, Rusya’nın cepheden planlı bir taarruzundan ziyade, bölgesel kriz ve çatışmaların teşkil ettiği riskler teşkil etmeye başlamıştır.

Büyük NATO Komutanlıkları

NATO’nun halen Askeri Komiteye bağlı Değişim Müttefik Komutanlığı ve Operasyonlar Müttefik Komutanlığı olmak üzere iki büyük komutanlığı bulunmaktadır. Ayrıca Kanada ve ABD Bölgesel Planlama Grupları da mevcuttur. Savunma Planlama Komitesinin 12 Mayıs1992 tarihli kararıyla; “CINHAN” adıyla bilinen Manş Müttefik Komutanlığı, teşkilatı ve sorumluluk sahası tadil edilerek 1 Temmuz 1994tarihinden itibaren “Afnortwest” adıyla Avrupa Yüksek Komutanlığına bağlanmıştır. Avrupa Müttefik Komutanlığı (ACE)’nın sorumluluk sahası; kuzeyde, Norveç’in kuzey burnundan Akdeniz’in güney kıyılarına; Batıda, Atlantik Okyanusu’ndan Türkiye’nin Doğu sınırlarına kadar uzanır. “SHAPE” adıyla anılan karargahı, Belçika’nın Mons şehrindedir ve komutanı “Saceur” olarak bilinir. Saceur’un ana ast komutanlıkları ise; Kuzeybatı Avrupa Müttefik Komutanlığı (AFNORTWEST), Merkezi Avrupa Müttefik Komutanlığı (AFCENT) ve Güney Avrupa Müttefik Komutanlığı (AFSOUTH)’dur

AFSOUTH (Güney Avrupa Müttefik Komutanlığı)’nın Kuruluşu da şöyledir:

(1) LANDSOUTH: Bir İtalyan Generalinin komutasında İtalya’nın savunulmasından sorumludur.

(2) LANDSOUTHEAST: Karargahı İzmir’de olup, bir Türk Generalinin komutasında Türkiye’nin savunmasından sorumludur.

(3) AIRSOUTH: Güney Bölgesi Hava Komutanlığıdır.

Nato’nun komutanlık yapısı; gelişen durum ve şartlara uygun olarak değişikliğe açık bir özellik arz eder.

Türkiye’nin NATO Üyeliği

Sovyetler Birliği ile Lenin zamanında imzalanan Brest Litovsk Barış Antlaşması, Moskova Antlaşması ve Kars Antlaşması’na rağmen, 2. Dünya Savaşı sırasında Stalin’in önce 1939’da Molotov kanalıyla Ribbentrop ve Hitler’den, daha sonra da 1945’te Truman ve Churchill’denTürkiye sınırları ile ilgili talepleri dolayısıyla Türkiye, Batı ittifakı ve NATO ile yakınlaşmıştır. 1950’de Adnan Menderes hükümeti dönemindeTBMM kararıyla Kore Savaşı’na Birleşmiş Milletler komutası altında ABD ve Güney Kore’nin yanında çarpışmak üzere asker gönderilmiş ve böylece NATO üyeliği konusundaki niyetini uluslararası arenaya göstermiştir. Kore savaşında verilen şehitler dönemin muhalefet lideriİsmet İnönü ve partisi CHP tarafından NATO üyeliği için yapılan bir taviz olarak adlandırılmıştır.

Başlangıçta 12 devletin iştirakiyle akdedilmiş olan Kuzey Atlantik Antlaşmasına Londra’da 17 Ekim 1951 tarihinde düzenlenen bir Protokol ile Türkiye ve Yunanistan’ın da katılımları onaylanmış, Türkiye 18 Şubat 1952’de yine Fuat Köprülü’nün dışişleri bakanlığını yaptığı Adnan Menderes hükümeti döneminde NATO’ya resmen üye olmuştur. Norveç, Danimarka gibi üyeler Türkiye’nin üye olmasına, çok yakın zamana kadar Monarşi ile yönetildiği ve yeterli demokrasi tecrübesi olmadığı gerekçesiyle uzun müddet karşı çıkmışlardır.

8 Eylül 1952’de Türkiye NATO’ya kabul edildikten yedi ay sonra İzmir’de Müttefik Kara Kuvvetleri Karargahı (LANDSOUTHEAST) kurulmuş, karargahın başına ABD’li bir korgeneral getirilmiştir. 1954’te karargaha Fransa, İngiltere ve İtalya’dan askerler dâhil edilerek üs güçlendirilmiştir.

“NATO Kuvvetler Statüsü Sözleşmesi” adlı uluslararası anlaşma, İzlanda hariç, NATO üyesi diğer devletler tarafından imzalanmıştır. Sözleşme Türkiye tarafından 10 Mart 1954 tarihli ve 6375 sayılı kanunla onaylanmıştır. NATO Kuvvetleri Sözleşmesi, her biri oldukça detaylı kaleme alınmış yirmi maddeden oluşur. Kısaca bu anlaşmayla ABD’nin Türkiye topraklarında askerî tesisler ve üstler kurması ve askeri personel bulundurulması kabul edilmiştir.

1966’da, NATO’ya ait haber alma tesislerinin sayısı 112’ydi. Türkiye’de 35 kilometrekarelik alan NATO’nun denetiminde olup buraya, bakanlar dahil Türk yetkililerin NATO komutasından izinsiz girmesi yasaktı.

ABD ile Türkiye arasında 1976 yılında imzalanan “ABD-Türkiye Savunma ve İşbirliği Anlaşması”, İncirlik, Kargaburun ve haber alma tesislerinin NATO adına ABD tarafından kullanılmasını sağladı. 1980 yılında 12 Eylül Darbesi sonrasında imzalanan “Savunma ve Ekonomik İşbirliği Anlaşması” ise 12 askeri üssün NATO adına ABD tarafından 5 yıllık kullanılmasına karar verildi. Bu anlaşma, ABD’nin talebi doğrultusunda halen yürürlüktedir.

NATO’da Görev Yapan Türk Daimi Temsilcileri

  • Fatin Rüştü Zorlu (1952-1954)
  • Mehmet Ali Tiney (1954-1957)
  • Selim Sarper (1957-1960)
  • Haydar Görk (1960)
  • Muharrem Nuri Birgi (1960-1972)
  • Orhan Eralp (1972-1976)
  • Coşkun Kırca (1976-1978)
  • Osman Olcay (1978-1988)
  • Tugay Özçeri (1988-1989)
  • Ünal Ünsal (1989-1991)
  • Tugay Özçeri (1991-1997)
  • Onur Öymen (1997-2002)
  • Ahmet Üzümcü (2002-2004)
  • Ümit Pamir (2004-2006)
  • Tacan İldem (2006-2009)
  • Haydar Berk (2009-Günümüz)

Türkiye’deki NATO Üsleri

  • Afyonkarahisar askeri havaalanı Türkiye’nin en büyük askeri havaalanıdır. NATO’nun 2. büyük havaalanıdır. “Ana Jet Bakım Üssü” olarak kullanılmaktadır. Sivil uçuşlara açılması konusundaki çalışmalara NATO’dan izin çıkmamıştır.
  • İncirlik Hava Üssü yönetimi ve denetimi TSK’de olan, NATO’nun önemli bölgesel bir depo üssüdür. Adana’ya 10 km uzakta bulunan üs, Akdeniz’e 56 km uzaklıktadır. Türk Hava Kuvvetleri 10. Ana jet üssü ve ABD hava kuvvetleri 39. Ana jet üssü burada görev yapmaktadır.
  • İzmir Hava Üssü İzmir’in 17 km kuzey batısında Çiğli’de bulunan Avrupa’daki ABD Hava Kuvvetleri’ne (USAFE) bağlıdır. 42 uçak ve 300 asker-personel bulunan üste I-HAWK ve Roland füze sistemleri konuşlandırılmıştır. İzmir Hava Üssü NATO’nun Türkiye’deki en eski üssü olmakla beraber, son yıllarda önem kazanmıştır. 11 Ağustos 2004’te LANDSOUTHEAST karargâhı Napoli’den İzmir’e taşınmış, 1 Ocak 2006’da da ABD 16. hava filosu, Almanya’nın Ramstein hava üssünden alınarak buraya yerleştirilmiştir.
  • Şile Üssü: Stinger füzelerinin fırlatılması için uluslararası standartlarda bir atış alanıdır.
  • Konya 3. Ana Jet Üs Komutanlığı: Irak savaşı sürecinde NATO tarafından getirilen AWACS’lar burada üslenmiştir.
  • Balıkesir 9. Hava Jet Üssü: Bu üsde 6 adet “vault” denilen füze rampası bulunmaktadır.
  • Muğla Aksaz Deniz Üssü.
  • Ankara-Ahlatlıbel, Amasya-Merzifon, Bartın, Çanakkale, Diyarbakır-Pirinçlik, Eskişehir, İzmir-Bornova, İzmit, Kütahya, Lüleburgaz, Sivas-Şarkışla, İskenderun, Ordu-Perşembe, Rize-Pazar, Erzurum, Van-Pirreşit ve Mardin’de NATO’ya bağlı Birleştirilmiş Hava Harekat Merkezleri (CAOC6)

NATO Altyapı Programı

NATO Altyapı Programı; Askerî kuvvetleri desteklemek için ihtiyaç duyulan ve NATO altyapı dökümüne ait bina, tesis, teçhizat ve sistemleri temin etmek için tahsis edilen bir fondur. NATO üyesi ülkeler bu fona mali destek verirler ve bu fondan giderlerini karşılarlar. Türkiye, NATO Altyapı Programı’na katıldığı 1953 yılından, 2007 yılına kadar programa 284 Milyon Avro katkıda bulunmuş, NATO Fonlarından yaklaşık 4,5 Milyar Avro pay almıştır. Türkiye’nin fonda katkı oranı yaklaşık %1,5 dur.

NATO’nun Genişlemesi

NATO’nun genişlemesinden maksat; karşılıklı hak ve yükümlülükler çerçevesinde ittifaka tam üye statüsünde yeni üyelerin kaydedilmesi ve dolayısıyla NATO’nun sınırlarının genişletilmesidir.

29 Mart 2004 Tarihinde NATO’ya 7 yeni üye ülke daha katıldı. Bu ülkeler;

Sponsorlu Bağlantılar
  •  Bulgaristan
  •  Estonya
  •  Letonya
  •  Litvanya
  •  Romanya
  •  Slovakya
  •  Slovenya’ dır.

1 Nisan 2009 Tarihinde NATO’ya 2 üye daha katıldı. Bu ülkeler;

  •  Hırvatistan
  •  Arnavutluk
Sponsorlu Bağlantılar

Ayrıca;

  •  Makedonya, Yunanistan tarafından veto edilmiştir.
  •  Kıbrıs Cumhuriyeti, Türkiye tarafından veto edilmiştir.

Bu arada Nisan 2008’de Bükreş’te yapılan NATO Zirvesinde, Rusya’nın bütün tehditlerine rağmen,  Ukrayna ve  Gürcistan’ın da ileride NATO’ya tam üye olacakları karar altına alınmıştır.

ANTİ-NATO Merkezi

Soğuk Savaş’ın bir ürünü olan NATO bu savaşın bitimiyle birlikte işlevini önemli ölçüde yitirdi ve bir tür kimlik bunalımına girdi. Ancak Rusya’ya olan şüpheci yaklaşım korundu. Orta ve Doğu Avrupa’da genişleme devam etti ve Rusya bu genişlemeden pek de hoşnut olmadı. Anti-NATO merkezi bu çerçevede kurulmuştur. NATO’nun Doğu’ya doğru genişlemesini engellemek için Rusya’nın başkenti Moskova’da 23 Aralık 1994’te ‘Anti NATO Merkezi’ kuruldu. Ukrayna Halk Muhalefeti lideri Natali Vitrenko’nun inisiyatifiyle kurulan merkezin diğer bir amacı ise turuncu devrimülkesi Ukrayna’nın NATO’ya girişini engellemek. Merkezin faaliyet alanıyla ilgili olarak yapılan açıklamada, “Rusya’da çok sayıda Ukrayna vatandaşı yaşıyor ve onlar, ülkelerinin NATO’ya girmesini istemiyor. NATO’nun Doğu’ya doğru genişlemesine karşı çıkan merkezimiz, tartışma, haberleşme ve görüşme platformu olacak.” denildi. Batı destekli halk hareketiyle yönetimi değişen Ukrayna, NATO’ya girmek isterken, Rusya yanlısı muhalefet ülkenin yönünü Moskova’ya çevirmesini istiyor. Moskova ise NATO’nun genişlemesini istemezken iki yıl önce Roma Antlaşması’yla NATO-Rusya Konseyi oluşturulmuştu. Konsey kararlarına göre Rusya, bu örgütün hayati olmayan kararlarında söz sahibi olabiliyor. Bu arada gaz fiyatlarının ve askerî üslerin kiralarının artırılması yüzünden Rusya ile Ukrayna arasında çıkan tartışmalar halen sürüyor.

Sponsorlu Bağlantılar
Etiketler:


"NATO Nedir? NATO Ne Demektir? Anlamı" İle İlgili Benzer Yazılar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.