Ana Sayfa » Sözlük » Trombosit Nedir? Trombosit Ne Demektir? Anlamı

Trombosit Nedir? Trombosit Ne Demektir? Anlamı

Sponsorlu Bağlantılar

Özet: “Trombosit Nedir? Trombosit Ne Demektir? Anlamı” başlıklı yazımızda Trombosit nedir, Trombosit ne demektir, Trombosit kelimesinin tanımı, Trombosit kelimesinin eş anlamlısı, Trombosit kelimesinin ingilizce karşılıkları, Trombosit ile ilgili atasözleri ve deyimler ve Trombosit hakkında detaylı bilgileri bulacaksınız.

Trombosit Tanımı

Trombosit kelimesi Fransızca kökenli bir kelimedir ve Trombosit kelimesinin anlamı Türk Dil Kurumu (TDK) sözlüğünde aşağıdaki şekildedir;

isim, tıp (***) Kan pulcuğu

Trombosit Eş Anlamlısı ve Zıt Anlamlısı

Trombosit kelimesini eş anlamlı karşılığı aşağıdaki gibidir;

  • Trombosit kelimesinin eş anlamlı karşılığı bulunmamaktadır.

Trombosit kelimesini zıt anlamlı karşılığı aşağıdaki gibidir;

  • Trombosit kelimesinin zıt anlamlı karşılığı bulunmamaktadır.

Trombosit

Trombosit İle İlgili Atasözleri ve Deyimler

Trombosit kelimesi ile ilgili atasözü ve deyimler aşağıdaki gibidir;

  •  Trombosit kelimesinin geçtiği herhangi bir atasözü veya deyim bulunamamıştır.

Trombosit İle İlgili Birleşik Sözler

Trombosit kelimesi ile ilgili birleşik sözler aşağıdaki gibidir;

  •  Trombosit kelimesinin geçtiği herhangi bir birleşik söz bulunamamıştır.

Trombosit İngilizcesi

Trombosit kelimesinin İngilizce karşılıkları ise aşağıdaki gibidir

  • Trombosit – platelet

Trombosit Hakkında Detaylı Bilgi

Trombosit veya kan pulcukları kan pıhtılarının oluşumunda görev alan hücre parçalarına verilen isimdir. Platelet olarak da adlandırılır. Düşük trombosit seviyeleri veya fonksiyon anormallikleri (disfonksiyon) kanamayı yatkınlaştırırken, yüksek trombosit seviyeleri -çoğunlukla asemptomatik- tromboz (damarda kanın pıhtılaşması) riskini yükseltir.

Tanım ve Anatomi

Kan pulcukları çok sayıda granül ihtiva eden renksiz hücre parçalarıdır. Çapları 1.5-3.0 μm arasında değişir. İnsanlarda eritrositler (alyuvarlar) gibi, anükleer (çekirdeksiz) ve disk şeklindedirler (diskoid). Hücre zarının sitoplazma içine doğru parmak şeklinde girmesi sonucu oluşan ve yüzeye açılan bir kanal sistemine sahiptirler. Bu kanal sistemine kanaliküler sistem adı verilir. Ayrıca RNA ve birkaç farklı granül tipi içerirler.

Kan pulcukları Granülleri

Kan pulcukları lizozomları veya Lambda granülleri: asit hidrolazlar içeren, 175-200 nm çapındaki granüller.

  • Delta granülleri: ADP, ATP, kalsiyum iyonları, pirofosfat ve serotonin (plazmadaki serotonini alarak depolarlar) içeren, 250-300 nm çapındaki granüller.
  • Alfa granülleri: fibrinojen, faktör V, vitronektin, trombospondin ve von Willebrand faktörü içeren, 300-500 nm çapındaki granüller.

Granüllerin içerdikleri maddeler iltihaplara verilen tepkide ve hemostazda rol alırlar.

Fizyoloji

Kan pulcukları Yapımı

Kan pulcukları kemik iliğinin megakaryosit diye adlandırılan büyük ve multinükleer olan hücrelerinin parçalarından oluşur. Megakaryosit parçaları sistemik dolaşıma girince kan pulcukları olarak adlandırılırlar.

Başlıca karaciğer tarafından üretilen trombopoietin hormonu kan pulcukları yapımını uyarır ve çoğalmasını kontrol eder.

Dolaşım

Kan pulcukları dolaşımdaki ömrü 9-10 gündür. Daha sonra dalakta ayrıştırılır. Hiposplenizm (dalağın fonksiyonunda azalma veya yok olma) yüksek kan pulcukları sayımlarına, hiperslepnizm(dalağın aktivitesinde anormal artış) düşük trombosit sayımlarına neden olabilir.

Görevi

Kan pulcukları kollajen ile temas ettiklerinde aktive olurlar. Damarın içindeki endotel bir şekilde hasar gördüğünde altındaki kollajen (bağ dokusu) açığa çıkar, aktive olan kan pulcukları kollajene bağlanır. Hasarlı bölge üzerine kan pulcukları kümelenir ve trombotik tıkaç oluştururlar. Bunun (oluşan tıkacın) sonucu olarak da ihtiva ettikleri granüllerin içeriğini ortama boşaltırlar. Ortama boşaltılan bazı maddeler yüzünden kan pulcukları birbirlerine bağlanırlar, yeni gelen kan pulcukları hasarlı yüzeye bağlanmış kan pulcukları bağlanır. Ayrıca granüllerin içeriği ortama boşaldığında ortaya çıkan serotonin salınımı damar duvarındaki düz kasların kasılmasına neden olarak hasalanmış bölümden kan akımını engeller. Bunun nedeni serotonininin vazokonstrüktör olmasıdır. Ayrıca agregasyon sırasında kan pulcuklarında yüksek oranda bulunan miyozin ve aktin filamentleri kasılarak oluşan tıkacı güçlendirirler. kan pulcukları1 plazmada bulunan fibrinojene ilave olarak fibrinojen salgılar. Bunun sonucu olarak pıhtılaşma sırasında daha çok fibrinojen fibrine dönüşürek, daha çok (trombosit ve diğer) kan hücrelerinin tutunacağı fibröz ağ oluşturur.

von Willebrand faktörü hasarlı damar duvarına yapışarak kan pulcuklarının buraya tutunmasını kolaylaştırır. Bu nedenle koagülasyon için önemlidir ve von Willebrand faktörü eksikliği veya bozukluğunda koagülasyon bozuklukları görülür. von Willebrand faktörünün eksikliğinden kaynaklanan hastalığa von Willebrand hastalığı denmektedir.

Sponsorlu Bağlantılar

Damar duvarı prostasiklin (PGI2) isimli, kuvvetli bir trombosit agregasyon inhibitörü (engelleyici) sentezler. Böylece kan pulcukları tıkacı sadece hasarlı bölgede oluşur, yayılamaz.

Aktivatörler

Sponsorlu Bağlantılar

Bilinen birçok kan pulcukları aktivatörü (etkinleştirici) vardır. Bunlardan bazıları:

  • Kollajen, özellikle von Willebrand faktörü ile beraber
  • Trombin
  • Tromboksan A2
  • ADP
  • Konvulksin

İnhibitörler

  • Prostasiklin.
  • Nitrik oksit

Hastalıklar

Sağlıklı bir insandaki trombosit sayımı 250-500 x 109/L kan arasındadır.

Trombositopeni (düşük trombosit sayımı) ve trombositoz (yüksek trombosit sayımı) koagülasyon problemlerinin ortaya çıkmasına neden olabilir. Kaba bir anlatımla, düşük trombosit sayımıkanama riskini yükseltirken, yüksek trombosit sayımı tromboz riskini yükseltir.

  • Düşük trombosit sayımına neden olabilecek bazı bozukluklar:
    • Trombositopeni
      • İdiopatik trombositopenik purpura
      • Trombotik trombositopenik purpura
      • İlaçlara bağlı oluşan trombositopeni, örneğin: heparine bağlı trombositopeni (HIT)
    • Gaucher hastalığı
    • Aplastik anemi
  • Trombosit disfonksiyonuna (fonksiyonda azalma veya yok olma) veya düşük sayıma neden olabilecek bazı bozukluklar:
    • HELLP sendromu
    • Hemolitik-üremik sendrom
    • Kemoterapi
  • Yüksek trombosit sayımına neden olabilecek bazı bozukuklar:
    • Trombositoz
  • Trombosit adezyon (bağlanma-yapışma) veya agregasyonu (kümelenme) bozukluklarından bazıları:
    • Bernard-Soulier sendromu
    • Glanzmann trombastenisi
    • Scott sendromu
    • von Willebrand hastalığı
  • Trombosit metabolizması bozukluklarından bazıları:
    • Düşük siklooksigenaz aktivite, konjenital (doğuştan) veya ilaca bağlı olabilir
Sponsorlu Bağlantılar
Etiketler:



"Trombosit Nedir? Trombosit Ne Demektir? Anlamı" İle İlgili Benzer Yazılar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.